İzleyiciler

1 Mayıs 2019 Çarşamba

Casus Hayvanlar

http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/yasam/1371384/Casus_balinalar_ilk_degil__gizli_gorevler_icin_kullanilan_bircok_hayvan_var.html

Casus balinalar ilk değil, gizli görevler için kullanılan birçok hayvan var

Casusluk yapmanın ilk kuralı: Casus gibi görünme! Norveç açıklarında görünen beyaz balina, bu kurala uyuyordu. Bu son olayda gerçek ne olursa olsun, hayvanlar ilk kez casus olarak kullanılmıyor.
Yayınlanma tarihi: 1 Mayıs 2019 Çarşamba, 07:41
Casusluk yapmanın ilk kuralı: Casus gibi görünme!
Norveç açıklarında görünen beyaz balina, bu kurala uyuyordu.
Ancak çok acemice bir hata yaptı: Üzerinde, Norveçli balıkçıların şüphelenmesine yol açacak şekilde bir techizat ve rusya'nın Saint Petersburg şehrinden geldiğini belirten bir etiket vardı.
Rusya casusluk iddialarını reddediyor. Balina da şimdiye kadar sessiz kalmayı tercih etti.
Bu son olayda gerçek ne olursa olsun, hayvanlar ilk kez casus olarak kullanılmıyor.

Kedicik Operasyonu

Kedilerle ilgili bildiğimiz bir şey varsa o da istediği şeyleri istediği zaman yapmalarıdır.
Ne düşündüklerini ve bir sonraki adımlarını asla tahmin edemeyeceğimiz kediler, belki de bu sebeple CIA'in saha operasyonları için en çok tercih ettiği hayvan.
1960'larda, toplamda 14 milyon dolarlık bir proje kapsamında kedilerin üzerinde dinleme cihazı yerleştirildiği belirtiliyor.
Rus istihbaratına girip sessizce dolaşan kediler olduğunu bilen CIA'ın bu projesi, dinleme cihazı takılan bir kedinin ABD'deki Sovyet Rusya büyükelçiliği önünde bir araba tarafından ezilmesi sebebiyle başarısızlıkla sonuçlandı.

Kundakçı yarasalar

Sessiz, karanlıkta çalışan ve çoğunlukla gizli mağaralarda yaşayan yarasalar da, bir ajanda olması gereken bütün özellikleri taşıyor.
İkinci Dünya Savaşı sırasında bir dişçi, bir milyon yarasaya minik yangın bombası yerleştirilmesi fikrini geliştirmişti.
Yarasaların Japonya'ya havadan bırakılması ve birçok yerde yangınlar başlatması planlanıyordu. Birçok deneme yapıldı, ancak bu denemeler sırasında bir uçak hangarında yangın çıkınca, fikir hiçbir zaman gerçekleştirilmedi.

Dinleme yapan gerçek böcekler

2008'de New Scientist dergisi, üzerine makine yerleştirilen böceklerin sinirlerine de kablolar yerleştirilmesini ve bu sayede böceklerin hareketlerinin kontrol edilmesi üzerine ABD Gelişmiş Savunma Araştırma Projeleri Ajansı'nın çalıştığını bildirdi.
Düşmanın gizli alanlarına uçacak ve üzerinde dinleme cihazı bulunan böceklerin geliştirilmesi, boş bir umuttu.
Sadece böcek ya da sinekler değil, güvercinler için de bu çalışma yapıldı.
Ancak nihayet, gerçek bir böcek gibi gözüken makinelerin oluşturulmasına karar verildi.

Haksız yere suçlanan hayvanlar

Hayvanların casus olarak kullanılması, yıllardır tanık olduğumuz bir durum. 1. Dünya Savaşı'nda mesaj taşıyan güvercinler, denizaltı araştırmalarında ABD, Rusya ve İsrail tarafından kullanılan yunuslar…
Ancak yanlışlıkla düşman hatlarına giden masum hayvanların casuslukla suçlandığına da tanık olduk.
2007'de İran ordusu, 14 casus sincapı nükleer tesislerin yakınlarında yakaladığını duyurdu. Sonrasında bir açıklama yapılmadı.
Kuşlar da istihbarat servislerinde birçok kez paranoyaya sebep oldu.
2013'te bir leyleği yakalayan Mısırlı yetkililer, kuşun gagasında şüpheli bir paket taşıdığını söyledi.
Ancak gagasındaki sadece bir etiketti. Fransız bilim insanlarının leyleklerin göç yolunu izlemek için taktığı bir etiket…

Hartlepool limanındaki maymun

Bu leylek de sincaplar da masum olduğunu kanıtlayabildi. Ancak İngiltere'nin kuzeydoğusundaki Hartlepool limanında bulunan maymun, derdini anlatamadan idam edildi.
Napolyon savaşları sırasında İngiltere açıklarında batan bir gemiden kurtulan maymun, Hartlepool limanına ulaşmıştı.
Kasabalılar daha önce hiç bir maymunla ya da Fransızla karşılaşmamıştı. Maymunun bir Fransız ajanı olduğuna, çıkardığı seslerin de Fransızca olduğuna karar veren kasabalılar, sahilde maymunu asarak öldürdü.


25 Nisan 2019 Perşembe

Otobüs Durağında 'Satılık Böbrek" İlanı

http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/1360470/iste_krizin_fotografi__Otobus_duraklarinda__satilik_bobrek__ilani.html

İşte krizin fotoğrafı! Otobüs duraklarında 'satılık böbrek' ilanı

İstanbul Sultangazi'de bir kişi otobüs duraklarına satılık böbrek ilan yapıştırdı.
"Acil satılık böbrek ve 0- negatif. Maddi zorluklar ve borçtan dolayı tek böbreğim satılıktır. Tüm tahlillerim yeni yapıldı" yazılı ilanın alt kısmında ise telefon numarası yer alıyor.
İlanı görenler şaşkınlık geçirirken telefonla ulaşılan kişi, maddi durumunun kötü olduğundan dolayı böbreğini sattığını açıkladı. Sultangazi'de bir parkta yattığı belirten kişi, böbreğini de 20 bin liraya sattığını söyledi.

Akordeoncular

https://www.gazeteduvar.com.tr/hayat/2019/04/21/madam-anahitten-mosyo-ibrahime/

Madam Anahit'ten Mösyö İbrahim'e...

İstanbul'un merkezi Beyoğlu, Beyoğlu'nun merkezi Çiçek Pasajı. Pasajın 40 yıllık simgesi Madam Anahit 16 yıl önce aramızdan ayrıldı. Onun boşluğunu ise 20 yıldır İbrahim Deliorman doldurmaya çalışıyor; daha çocukken babasının eline tutuşturduğu akordeonuyla...
Fotoğraflar: Adem Erkoçak
Adem Erkoçak  aerkocak@gazeteduvar.com.tr
DUVAR – “‘Çiçek Pasajı’ bugünkü gibi değildi o zamanlar…” diye yazmış İslam Çupi, 18 Aralık 1994 tarihinde ve devam etmiş: “Ne kapılar restorasyon adına bu kadar geniş karınlı bir kışla nizamiyesine çevrilmiş, ne sonradan ilave edilen ampuller çevreye bu denli çiy ışıklar düşürmüş, ne de masalar yapım malzemesi ve dizayn bakımından, asrileşip bir kebapçı dükkânının taşra parfümlü görüntüsüne bürünmüştü.”¹
Pasaj, 1876 yılında Rum bankerlerinden Hristaki Zografos tarafından İtalyan mimar Cleante Zanno’ya yaptırıldı. Ana binaya Cité de Pera, geçide ise Hristaki Pasajı deniliyordu. Binanın mülkiyeti 1908 yılında Sadrazam Küçük Sait Paşa’ya geçince ismi de Sait Paşa Geçidi oluyor. Birinci Dünya Savaşı yıllarında pasajda yer alan dükkanlar art arda kapandıktan sonra 1917 yılında Ekim (Bolşevik) Devrimi’nden kaçan Beyaz Rusların açtığı çiçek tezgahlarıyla dolar. Böylece Çiçek Pasajı ismine de günümüze kadar değişmeyecek şekilde sahip olur.
Çiçek Pasajı
Pasajın meyhaneler tarafından “ele geçirilmesi” ise 1930’larda, Degustasyon isimli içkili lokantanın binaya bakan kapılarını yazları açıp buralar masalar koymasıyla başlar. Çok tutan bu işletme şekli pasaj içindeki dükkanların teker teker meyhane ve birahane olmasıyla sonuçlanır. 1950’lere gelindiğinde pasajın neredeyse tamamı meyhane ya da birahanedir. Her şey olağan seyriyle ilerlerken 1978 yılında bina bir gece aniden çöker. Onarma çalışmalarının ardından 1988 yılında ise tamamen meyhane ve birahanelere tahsis edilir.
İstanbul’un için eğlence ve çeşitliliğin merkezi olan Beyoğlu’nun adeta kalbi gibidir Çiçek Pasajı. Nice aşıklar, yazarlar, şairler, çapkınlar, güzeller pasajın havasını solumuştur. Pasajın gelip geçen ahalisinin aksine 40 küsur yıldır neredeyse her akşam akordeonuyla “geçidi” şenlendiren Madam Anahit ise pasajın simgesi olmuştur.
Dudağında kırmızı ruju, yakasında kırmızı gülü eksik olmayan Madam, akordeon çalan bir gence aşık olup eline aldığı enstrümanını ölene dek elinden bırakmadı. Ancak son yıllarını vefadan uzak bir şekilde yaşından dolayı horlanarak Nevizade’de tamamlayan Anahit Yulanda Varan, ölümünün ardından şarkılar söylediği kalabalık gecelerin aksine ıssız bir şekilde toprağa verilir.
Madam Anahit
Madam Anahit’in pasaja ruh katan akordeon tınılarını günümüzde İbrahim Deliorman sürdürüyor. Deliorman, 1957 yılında Bulgaristan’ın Eski Cuma şehrinde dünyaya geliyor. İbrahim Bey’in soyadı olan Deliorman bölgesi, bu ilin kuzeyinde yer alır. Deliorman’ın yaşadığı Duran köyünde meşhur bir bando takımı varmış. Dört kişi ile başlayan bu grup, 30-35 kişilik bir kalabalığa ulaşmış. Bölgede “Duran köylüler” diye bilinen grubun kurucularından biri de aynı zamanda grupta klarnet çalan Deliorman’ın babasıymış.
“Ben dünyaya gelince,” diyor Deliorman “Klarnet zor, nefesli, davul da ağır. Babam da akordeon alıyor bana. Akordeon da tek kişilik orkestra. 14 yaşındaydım, babamla aynı orkestrada çalmaya başladığımda. Ablama okul parası lazımdı, biraz o yüzden, biraz merak ve sevgiden başladım ve bugüne kadar geldim.”
“Bugüne kadar” dediği tam 45 yıl, akordeonla iç içe geçen. Bulgaristan’ın sosyalist dönemlerinde yaşayan Deliorman, ziraat makine teknisyenliği okumuş. Ardından bir süt ürünleri fabrikasında makine teknisyeni olarak çalışmaya başlamış. Haftasonları ise orkestralarıyla birlikte müzik yapmaya devam etmiş.
“Türkiye’ye 1989’da büyük göç zamanında gedik,” diyor Deliorman. İlk önce İstanbul’daki akrabalarının yanında birkaç hafta kaldıktan sonra Kocaeli’nin Körfez ilçesine yerleşiyorlar. “Sosyalist düzenden çıktıktan sonra ilk başta zorlandık. Bizden yaklaşık 10 yıl önce buraya gelen bir akrabamız ‘Burada çalışacaksın, hep çalışacaksın’ dedi. Ondan sonra ben de başladım çalışmaya. İlk başlarda inşaatlarda çalıştım, sonra İpek Kağıt Fabrikası’na geçtim,” diyen Deliorman “Tabii düğünlerde de akordeon çalıyordum aynı zamanda. Öyle öyle tanınmaya başladım. Hatta o dönemki Karamürsel belediye başkanı ‘Gel seni zabıta yapalım ama müziği bırakacaksın’ dedi. Ama ben müziği bırakmadım. bırakmadığım için de çok mutluyum,” diye devam ediyor.
Deliorman akordeonuyla tanındıkça kendisine “İstanbul’a git” tavsiyesi verilir sık sık. Hatta Madam Anahit’ten de bahsedilir. Deliorman, kendisini denemek için gelir İstanbul’a. Ama hemen Beyoğlu’na düşürmez yolunu, Kumkapı’ya gider. Orada yaklaşık 4 sene akordeonuyla meyhanelerin arasında dolaşır. Sonra, zamanı geldiğinde Çiçek Pasajı’na gelir. “Ben geldiğimde Madam Anahit aşağıda, Nevizade Sokak’ta çalıyordu. Yorgundu. Tanıştık, bana birkaç tavsiye verdi. Onun bayrağını taşımaya devam ediyorum,” diyor Deliorman.
“Türkiye’nin tüm komşu ülkelerinin dilinde şarkı söyleyebiliyorum,” diyor Deliorman, “Beyoğlu İstanbul’un orijinal merkezi. Buraya dünyanın her yerinden insan gelir. Ben de onlara akordeonumla gönüllü kültür elçiliği yaparım.”
İbrahim Deliorman tam 20 yıldır Çiçek Pasajı’nda. Ona babasından gelen akordeonu o da kendi oğluna öğretmiş. Ancak oğlunun da Çiçek Pasajı’nda akordeon çalacağını düşünmüyor, “Onun işleri yolunda” diyor.
Çiçek Pasajı’nın eski rengi yok. Ancak hissetmeyi bilene o yıllardan ufak tatlar sunmaya devam ediyor. Belki nezaketini yitirdi ama tarihiyle ayakta, Madam Anahit’in ezgileri yok ama Mösyö İbrahim onun yerine devam ediyor. Gözünüzü kapadığınızda ise duyduğunuz ezgiler sizi geçmişe götürüyor. Özlenen tat alınır mı bilinmez ama anlık keyiflere de bir engel yok.
İslam Çupi’yle başladık, onunla da bitirelim öyleyse: “…Elli yıllık (entelektüel) Cavit ve ortağı Tufan patronu oldukları dükkânın kapısı önünde, ağır hatıralar alın kırışıklıklarına saklanmış şekilde yine müşterileri bekleyecekler. O eski entelektüellerin, o canım ekselanslarının gelmeyeceklerini bile bile, yine de bekleyecekler ‘Çiçek Pasajı’nı…”
¹ Hey Gidi İstanbul, İslam Çupi, Çınar Yayınları, 1995.

Eşkıyanın Hazinesi

https://t24.com.tr/haber/magarada-mahsur-kalan-defineciler-eskiyanin-hazinesi-ni-ariyormus,817716

Mağarada mahsur kalan defineciler 'eşkiyanın hazinesi'ni arıyormuş!

Bursa'da mağarada mahsur kalan 7 kişiden biri hayatını kaybetmişti

20 Nisan 2019 22:53
Bursa'nın İznik ilçesinde, mağarada define ararken, kazdıkları 30 metre derinliğindeki kuyuda mahsur kalan ve 13 saatlik çalışmayla kurtarılan 6 kişiden Ömer Kocaeşki'nin (35) sağlık durumunun kritik olduğu öğrenildi. Definecilere gözcülük yaptıkları belirlenen ve tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılan 4 kişi, 'eşkıyanın hazinesi'nin bölgede bulunduğu söylentisi üzerine kaçak kazının yapıldığını söyledi. Şüphelilerin üzerinden mağaranın planı da çıktı.
Olay, önceki gün saat 20.30 sıralarında İznik ilçesi Elbey Mahallesi Kızıltepe mevkisinde eydana geldi. Define bulmak için mağaraya giren 8 kişi, içinde günlerdir açtıkları kuyuyu yine kazmaya başladı. Ancak yaklaşık 30 metre derinliğindeki kuyudakiler, bir süre sonra fenalık geçirdi. Bu sırada içlerinden biri kuyudan güçlükle kendini dışarı attı, kendilerine gözcülük yapanlara haber verdi. İhbar üzerine bölgeye jandarma, AFAD, sağlık ve itfaiye ekipleri sevk edildi. 120 kişilik ekip, dağlık bir bölgede bulunan mağaraya yürüyerek güçlükle ulaşabildi. Ekiplerin yaklaşık 13 saatlik çalışması sonucu 7 kişi tek tek kuyudan çıkarıldı.

1 kişi öldü, 6 kişi tedaviye alındı

Oksijen tedavisi uygulandıktan sonra ambulanslarla hastaneye kaldırılan definecilerden Mümin Sarıdoğan (60), doktorların tüm çabasına karşın kurtarılamadı. Mümin Sarıdoğan'ın oğlu Halil Sarıdoğan (39) ile Ömer Kocaekşi (35), Recep Er (58), Güney Kırbaş (46), Nihat Erden (48) ve Adem Makara (45) hastanede tedaviye alındı.
51 metre derinliğindeki mağarada jenaratörden sızan gazdan zehirlenen 6 definecinin birinin, daha önce de aynı bölgede yakalandığı ve hakkında işlem yapıldığı öğrenildi. Definecilere gözcülük yaptıkları belirlenerek gözaltına alınan 4 kişi ise tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

Tedavileri devam ediyor, birinin durumu ağır

Yaralı olarak kurtarılan 6 definecinin Bursa Devlet Hastanesi'nde tedavileri devam ediyor. Definecilerden Ömer Kocaeşki'nin sağlık durumunun kritik olduğu ifade edildi. Olayda hayatını kaybeden definecilerden Mümin Sarıdoğan'ın Kocaeli'nin Gebze ilçesinde toprağa verileceği belirtildi.

“Eşkıyanın hazinesi”

Diğer taraftan, definecilere gözcülük yaptıkları belirlenerek gözaltına alınıp, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılan 4 kişinin ifadeleri ortaya çıktı. Şüpheliler, jandarmadaki ifadelerinde Kocaeli'de buluştuklarını, kaçak kazıyı Recep Er'in (58) organize ettiğini iddia etti. Şüpheliler, geçmişte kanun kaçacağı olarak dolaşan bir 'eşkıyanın hazinesi'nin bölgede bulunduğu söylentisi üzerine Kocaeli'den İznik'e geldiklerini söyledi. Şüphelilerin üzerinden mağaranın planı da çıktı. (DHA)

19 Nisan 2019 Cuma

Eşi güzellik yarışmasına katıldı, rahip sürgüne gönderildi

https://www.gazeteduvar.com.tr/dunya/2019/04/17/esi-guzellik-yarismasina-katildi-rahip-surgune-gonderildi/

Eşi güzellik yarışmasına katıldı, rahip sürgüne gönderildi

Rusya'da bir rahibin eşi güzellik yarışmasına katıldı. Kilise rahibi sürgüne gönderdi.

“Evet, bu o. Kör ve bana benziyor”

https://www.gazeteduvar.com.tr/dunya/2019/04/19/kayip-faresi-lucye-kavustu/

Kayıp faresi Lucy'e kavuştu

Avustalya'da Chris adlı evsiz bir adam kayıp faresine kavuştu. Lucy adlı fare sosyal medyada paylaşılan kayıp fotoğrafları sonrası bulundu.

Faresini Kaybeden Adam

https://listelist.com/chris-lucy-evsiz-adam-fare/?utm_source=facebook&utm_medium=social&utm_campaign=listelist&fbclid=IwAR3K9Xctgd2AiyqtuGXEf-sLWadxKcN41hWPwY049rKH26xNEHL81ZFvyqY

Nerede olursak olalım evimiz sevdiklerimizin yanı oluyor. Hatta bazen tüm ailemiz evcil hayvanımız oluveriyor. Avustralya Sidney’de yaşayan evsiz bir adamın da her şeyi evcil faresiydi. Birbirlerini asla bırakmıyor ve hayata beraber tutunuyorlardı. Ayrıca yaşlı adam çocukların ve oradan geçenlerin fareyle oynamasına izin veriyordu. Ancak küçük fare Lucy çalındı. Biri durumu sosyal medyada paylaşınca olay kısa sürede yayıldı…

Bazen tüm ailemiz ve hayatımızı biricik evcil hayvanımız olabiliyor. Avustralya Sidney’de sokaklarda yaşayan 59 yaşındaki Chris’in de ailesi faresi Lucy’di


Oradan geçenlerin Lucy ile oynamasına izin veriyordu. Lucy ise hiçbir zaman yaşlı adamın yanından ayrılmıyordu

Ancak geçtiğimiz günlerde Chris tuvalete gitmek için oradan ayrıldı. Döndüğünde Lucy yoktu, Chris Lucy’nin çalındığına inanıyor

Sidney’de çalışan ve her gün aynı noktada Chris ve Lucy’i gören Alyson durumu öğrendi ve Facebook hesabında paylaştı. Lucy’nin çalınması birkaç gün içinde viral oldu


Bir süre sonra Sidney polisi devreye girdi. Chris’in ifadesi alındı ve Lucy’nin kaçırıldığı saatten nasıl bir fare olduğuna tüm detaylar öğrenildi

Polis kamera kayıtlarından bir kadının Lucy’i aldığını gördü. Şimdi polis departmanı ve tüm şehir Lucy’i götüren kadını arıyor

Vatandaşlar ise ödedikleri vergilerle Lucy’e ve Chris’e yardım edildiği için çok mutlular. Umarız Lucy ve Chris kısa sürede kavuşur


5 yıl sonra komadan uyandı ama 1980'de yaşıyor

 https://www.gazeteduvar.com.tr/5-yil-sonra-komadan-uyandi-ama-1980de-yasiyor-galeri-1730230?p=7 5 yıl sonra komadan uyandı ama 1980'de ...